Kuleli Askerî Lisesi’ni bitirdikten
sonra bir iki ay Harb Okulu’na devam etti. Buradan Türk Silahlı Kuvvetleri
adına Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı
Bölümü’ne geçiş yaptı. Fakülteden “pekiyi” derece ile mezun oldu. Rus Dili ve
Edebiyatı dışında İngilizce ve Tarih Bölümü’nün Orta Çağ Tarihi Anabilim
Dalı’ndan sertifika aldı.
Ankara’da
Kara Harb Okulu’nda bir yıl vazife yapıp İstanbul’da Kuleli Askerî Lisesi Rusça
öğretmenliğine tayin oldu. On altı yıl bu vazifede bulundu.
İki
yıl Türk-Rus hududu rodemarkasyonu, ya‘nî sınır düzeltme çalışmalarında
tercüman olarak görev aldı. Öğretmenlik hayatı Kuleli Askerî Lisesi’nde,
Harb Akademisi’nde ve Ordu Yabancı Diller Okulu’nda geçti.
Üniversitede
talebe iken, yaz tatillerinde Arabça’ya çalıştı. Sarf ve nahvi memleketinde
Hacı Hanefî Hoca’dan okudu. Subay çıktıktan sonra devrin en büyük âlimlerinden
Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretlerinin büyük oğlu, Kadıköy müftüsü, faziletli
Seyyid Ahmed Mekkî Efendi’den mantık, fıkıh, usûl-i fıkıh, akâid, meânî, tefsîr
ve benzeri ilimleri tahsîl etti. Van müftüsü, Seyyid Muhammed Kasım Efendi’den
ilimde icâzet aldı.
Kuleli
Askerî Lisesi’nde talebe iken mezkûr Abdülhakîm Arvasî hazretlerinin ma‘nevî
evlâdı Kimyâ öğretmeni Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin talebesi oldu ve Onun yol
göstermesi ile hayatının istikametini buldu. Ve bundan sonra hep onu ve
büyüklerini takib etti.
Tasavvufa
da meraklıydı. Bu yolda Seyyid Abdülhâkim ve İmâmı Rabbâni hazretleri ve
yolundakilerle mânevi irtibatı yanında Afganistan’da bulunan Müceddidi yolunun
temsilcisi İbrahim Müceddidi ile mektûblaşmaları olmuştur.
Ayrıca
Doğu Türkistan’dan Kayseri’ye hicret eden Abdülhalîl-i Müceddidi hazretleri ile
zaman zaman İstanbul’da ve Kayseri’de görüşüp, husûsi halkasına dâhil olmuştur.
Her ne kadar bu hususta fazla konuşmazsa da, oradan istifâde ve istifâze
eylemiş olduğu el ve izin almış olduğu yakınlarınca ma‘lûmdur.
1983
yılında devlet hizmetindeki görevini tamamladıktan sonra bütün zamanını Türk-
İslâm klasiklerini günümüz Türkçesine aktarmakla geçirdi.
Osmanlıca
pek çok klasik eserin yanında Arabça ve Farsça, biraz da Urduca’dan olmak üzere
yirmibeş- otuzbin sahifeyi aşan çevirilerle; telif ve tercüme kitab ve
risâleler olmak üzere ellinin üzerinde eseri bulunmaktadır.
Reklâmdan
ve zâhirden uzak, hakikata ve içe dönük, hizmetle geçen bir hayatı vardır.
Tanıdıkları
çok, dostları azdır. Gece onun için gündüzden kıymetlidir. Büyüklerinin dostu,
küçüklerinin melcei ve duâcısıdır.
Hayatı
ni’met, mematı nikmettir, üzüntüdür. Her nefesini Resûl-i ekremin (sallallahu
teâlâ aleyhi ve sellem) dinine hizmetle geçirmek, en güzel ve devamlı duâsıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder