Mir Emin'in annesine yazılmış olup,"nasihat etmek, zikri ilahiye teşvik etmekte ve dünya sevgisinden uzak durmak" hakkındadır.
Size yapacağım birinci nasihat evvela akidesini yani akâidi düzeltmektir. [Akâid demek, imana ait mufassal bilgilerdir. Akâid demek; Ehli sünnet itikâdı demektir. İkinci manada doğru olduğunu bildiğimiz bilgilere veya şahıslara itimat mânâsına gelir.] Fırka-î nâciye yani “Kurtuluş Fırkası” denen, ehli sünnet vel-cemaât ulemasının, doğru tespit ve görüşlerine göre akâidini düzeltmektir. Allahu teâlâ, ehli sünnet alimlerinin çalışmalarını mükafatlandırsın.
İtikadı bu şekilde tahsil ettikten sonra fıkh ahkamının muktezasına (icâbına) göre amel etmek lazımdır.
Bu şekilde yapmaktan başka kurtuluş yolu yoktur. Yapılacak olanlar yapılacak; yasak olanlar, yapılmayacak olanlarda yapılmayacaktır.
Beş vakît namazı gevşeklik göstermeden, geciktirmeden bütün şartlarına riâyet ederek, tadili erkân ile namazını kılmak lazımdır. Eğer nisâb miktarı para, mal varsa, zekatını vermekten başka kurtuluş, çare yoktur. Onu da vermek lazımdır. İmam-ı Azam hazretleri “radıyallahu teâla anh” kadınların ziynet eşyalarından da zekat vermeyi buyurmuşlardır. (Şafiî mezhebinde yoktur.)
Vakitlerini oyun ve eğlenceye harcamalıdır. Malayani yani boş lüzumsuz işlerle bu aziz ömrü harcamamalı, telef etmemelidir. Nerede kaldı ki yasak işlerle, şeriatın mahsurlu gördüğü işlere, zaman ayrılsın.
Şarkı ve nağmelere rağbet etmemeli onların vereceği zevk ve lezzetlere tutulmamalıdır ki zira onlar bal, şeker kaplanmış zehir gibidir.
Başkası hakkında konuşmaktan, insanlar arasında söz taşımaktan kendisini muhafaza etmelidir ki, şeriatın bu iki kötü ahlakın irtikâfı hakkındaki yasak ve tehdidleri bellidir.
Yalan söylemekten, iftira (bühtan) etmekten sakınması lazımdır ki, bu iki rezil ahlâk bütün dinlerde haramdır. Bunları işleyenler için çok büyük cezalar ve tehditler vardır.
İnsanların ayıp ve günahlarını örtmek, onların hata ve ayak kaymalarından uzak durmak, bunları afv etmek, bağışlamak, azîmetli (dikkatli, takvâ) olan amellerdendir.
Hizmetçilerine ve eli altında bulunanlara şefkati ve merhametli olmalıdır. Onlar bir kusur ettiklerinde, hemen kızmamalıdır. Sebebli veya sebebsiz bu zavallıları dövmek ve sövmek, onlara eziyet etmek, münasib değildir ve yakışıksızdır. İyi ahlak da değildir. Kendi kusurlarına bakmalıdır ki, Allahu teâlâ'nın huzurunda her saat kendisinden gelen kusurları düşünmelidir. Halbuki Allahu teâlâ onu cezalandırmada acele etmiyor ve rızkını kesmiyor.
İtikadı düzelttikten ve fıkhın bu şekilde ahkamını yerine getirdikten sonra kendi vakitlerini hep Allahu teâlâ ile doldurmalıdır. O yolda zikir nasıl almış ise onu yerine getirmelidir. O zikre mani olacak ne varsa onları düşman kabul edip ondan sakınmak lazım bilmelidir.
Beyt:
Her ne ki hiçtir, Allah sevgisinden başka,Hepsi cana zehirdir, şeker gibi de olsa.
Buraya geldiğinizde, size söylemiştim ki, şeriatın emir ve yasaklarına ne kadar çok riayet, ihtiyat edilirse o kadar çok yapmalıdır. Eğer şeriatın ahkamında bir müdahale ve tembellik gevşeklik gösterirse, zikir ile kavuşacağız bütün neticeler hepsi boşa gider.
Bundan başka daha ne yazayım, her şeyin iyisini Allahu teâlâ bilir.
Yorumlar
Yorum Gönder